Antik Şehirler Ülkesi, Türkiye

Antique cities land of Turkey

DERİNKUYU YERALTI ŞEHRİ
Yeraltı yapıları olarak bilinen Kapadokya Derinkuyu yeraltı şehrini 2017 yılında ziyaret etme şansım oldu. Yeryüzüne oyulan Yima’nın Varaları gibi, şehrin altında uzanan yapının sekiz katmanı şu anda halka açık durumda, daha alt seviyedeki katmanlar kapalı ve çok şaşırtıcı bir şekilde, kilometrelerce uzunlukta bir yeraltı tüneliyle Kaymaklı’da bulunan benzer bir mahzene bağlanıyor.
Derinkuyu’ya girdiğim zaman mitolojik cüceler tarafından oyulmuş bir aleme taşındığımı hissettim. Sanki görünmez engeli aşarak beklenmedik bir ölüler diyarına geçecek gibiydim.
Tünellerin alçak ve dar olduğu yerlerde eğilip antik is lekeleriyle bezenmiş, bazı yerleri yosun tutmuş duvarların arasında tek sıra halinde yürünebiliyordu. Düzenli aralıklarla değirmen taşlarına benzeyen çapı 1,5-1,8 metre arasında değişen megalitik kapılar vardı. Bunların geçişi kapatmak üzere yuvarlanmak için tasarlandıkları belliydi.
Koridorlar ve dik rampalar bir katmandan diğerine geçiş sağlıyordu, tüm katmanlar birbiriyle bağlantılı olmakla birlikte yuvarlanan taş kapılar ihtiyaç olduğunda birini diğerinden ayırmak için kullanılabilirdi.
Dik hava bacalarının oluşturduğu, en derin tabakaları yüzeye bağlayan muazzam bir havalandırma sistemi olduğunu fark ettim, bu işi o kadar iyi yapıyordu ki yerin 80 metre altında bile temiz hava akımını hissetmek mümkündü.
Bazı yerler de takip ettiğim geçit bir yol ağzıyla birleşerek farklı yerlere açılan tünellere ayrılıyordu ve alt katmanlara inen daha fazla merdiven vardı.
Özetle burası kompleks ve zekice hazırlanmış muazzam büyüklükte bir labirenttir. Yeryüzüne inşa edilmiş olsaydı; etkileyici olarak bu şaşırtıcı mimari, volkanik kayalara inşa edilebilmesi için gereken kazma, yontma, kesme ve oyma işlemleri düşünüldüğünde kesinlikle nefes kesicidir.
Muazzam bir tavşan yuvasına benzeyen ve dört kilometrekareden daha büyük bir alana yayılan bu devasa yeraltı yapısının Derinkuyu şehrinin her tarafında yerin altında bulunduğunu fark ettim, caddelerin altında caddeleri, odaların altında odalarıyla tarihi ve amacı bilinmeyen bu gizli baş aşağı şehir kesinlikle muazzam bir ustalık, azim ve yetenek ürünüydü.
Üstelik Derinkuyu sayısı Kayseri Nevşehir arasındaki bölgede belirlenmiş iki yüzü (kırkından fazlası üç veya daha fazla) bulan bu şekilde inşa edilmiş en az iki katmanlı yeraltı komplekslerinin sadece bir tanesidir. Ayrıca yeni keşifler yapılmaya devam ediliyor.
NEVŞEHİR’DE YENİ BİR KEŞİF
Derinkuyu’nun kendisi 1963 yılında modern bir evin bodrum katı altındaki antik geçide doğru çöktüğünde inşaat işçileri tarafından keşfedildi. En son 2014’de Derinkuyu’ya bir saatlik mesafede bulunan Nevşehir’de yeni bir inşaat faaliyetinin temelleri kazılırken işçiler bilinmeyen bir yeraltı yerleşimine rastladılar.
Çağrılan arkeologlar kısa bir sürede burasının daha önce bulunmuş olanlardan daha büyük olduğunu fark etti. Nevşehir Vali’si Hasan Ünver’in ifadesine göre bu yeni keşfedilen sitenin yanında Derinkuyu ve Kaymaklı ‘mutfak’ gibi kalıyor.
Türkiye Toplu Konut İdaresi Başkanı Mehmet Ergun Turan ‘Burası bilinen bir yeraltı şehri değil,’ ‘Yedi kilometre uzunluğundaki tünel geçitlerden söz ediliyor. Böyle bir keşif yapılınca doğal olarak bölge de planladığımız inşaat faaliyetlerini durdurduk.’ diye ekliyor.
Konu hakkında yorum yapan birçok kişi hemen yeni keşfedilen sitenin ‘5.000 yıllık’ olabileceğini öne sürdü ama bu görüşün herhangi bir temeli yok; aslında hiçbir tarihin yok.
Kesin olarak söyleyebileceğimiz tek şey şu, Türkiye’nin yeraltı şehirlerinden söz eden en eski tarihi metin Yunan tarihçi Xenophon’un M.Ö. 4. yüzyılda yazdığı Anababsis adlı eser olduğuna göre bu tarihten daha önce yapılmışlar.

ARKEOLOGLAR BİR TARİHİ BULGUNUN YAŞINI NE ZAMAN VE NASIL TESPİT EDEBİLİRLER?
Tamamen kayadan inşa edilen yapıları tarihlendirmenin objektif bir yöntemi yok. Bu yüzden arkeologlar karbon (Carbon-14,14C) yaş tayini yapabilecekleri organik madde ararlar. Fakat bu maddelerin işe yarayabilmesi için mutlaka o lokasyonlardan –örneğin hiç yerinden oynatılmamış bir megalitin altından veya iki taş bloğu birleştiren ilk harcın içinden- çıkarılması gerekir, ancak böylece onlarla ilişkili yapısal elementlerin tarihiyle ilgili akla uygun çıkarımlar yapılabilir.
Bu yüzden Göbeklitepe’yi inşa edenlerin megalitik siteyi gömmek şeklindeki esrarengiz kararları arkeolojik açıdan çok faydalı oldu. Bir kere gömüldükten sonra gömülü kaldılar ve böylece dolgu malzemeleri içinde bulunan organik maddeler yaşlarıyla ilgili kıymetli çıkarımlar yapılmasını sağladı.
Fakat başka birçok sitede bunun aksine daha sonraki dönemlerden organik maddelerin oraya karışarak hatalı bir şekilde daha yakın tarihler belirlenmesine yol açma olasılığı mevcuttur ve bazılarında –Türkiye’deki yeraltı şehirleri temel bir örnektir- güvenilir bir tarihlendirme yapılamaz. Bu yerler çağlar boyunca çok farklı topluluklar tarafından defalarca ve sıklıkla da farklı amaçlarla da kullanıldığı ve her seferinde farklı organik maddeler işin içine girdiği için ilk inşa edildikleri döneme dair çıkarımlar yapmak imkansızlaşmaktadır.
KAPADOKYA’DAKİ DERİNKUYU YERALTI ŞEHRİNİ FRİGLER Mİ İNŞA ETTİ?
Arkeologların genel görüşü yeraltı yapılarının M.Ö. 7. veya 8. yüzyıllarda Kapadokya’da yaşayan bir Hint-Avrupa toplumu olan Frigler tarafından inşa edildiği yönünde.
Teoriye göre Friglerin bu projeye volkanik kayalarda var olan doğal mağara ve tünelleri genişletip derinleştirerek başladıkları, elde ettikleri alanları depolama ve muhtemel saldırılardan kaçma amacıyla kullandıkları.

DERİNKUYU NE ZAMANA KADAR KULLANILDI?
Frigler yok olduktan uzun zaman sonra, Roma döneminde burada yaşayan Yunanca konuşan Hıristiyanlar yeraltındaki açıklıkları daha da geliştirip genişleterek bazı odaları şapel olarak kullandılar ve duvarlara Yunanca yazılar yazdılar, bunların bazıları günümüzde de varlığını sürdürmektedir.
M.S. 8-12. yüzyıllar arasında Bizans döneminde Doğu Roma İmparatorluğu Müslümanlığı yeni kabul etmiş Araplarla savaş halindeydi ve bu yeraltı şehirleri yine bir sığınma yeri haline geldi; M.S. on dördüncü yüzyıldaki Moğol istilalarında da bu işlevi görmeyi sürdürdü. Daha sonra Yunan Hıristiyanlar bu şehirleri Müslüman Türk hükümdarların ellerinden kaçmak için kullandılar, yirminci yüzyıla kadar devam eden bu uygulama 1923’te barışın ve Türk-Yunan halkları arasındaki mübadelenin yapılmasıyla sona erdi ve yapılar tamamen terk edildi.
Bu kadar çalkantılı bir geçmişle yeraltı şehirlerinin objektif arkeolojik teknikler kullanarak tarihlendirilemeyeceği ortada. Ayrıca bütün kayalardan oyulabilmeleri için harcanan muazzam çaba ve gelişmiş havalandırma sistemleri sadece saldırganlara karşı sığına olarak kullanmak gibi sınırlı ve geçici bir ihtiyacın çok ötesinde güçlü uzun vadeli nedenler olduğunu gösteriyor. Bunu göz önünde tutarak arkeologlar tarafından ortada düzgün sebep yokken bu şehirleri ilk yapan kişiler olarak nitelendirilen Friglerin de buraları yapıldıktan sonraki dönemlerde kullanan çok sayıda topluluktan biri olduğunu varsayalım.
Bu senaryonun geçerli olması kesinlikle mümkün ve öyleyse o zaman bu sıra dışı yeraltı yapıları Friglerden çok daha eski tarihlere, hatta belki 12.800 yıl önce gerçekleşen ‘’Genç Dryas’’ döneminin ‘ölümcül kışlarına’ kadar uzanıyor olabilir.
Buna ilişkin bir kanıt elbette yok. Ama Derinkuyu’ya 26 km. uzaklıktaki Soğanlı Vadisi’nde baltalar, kaya yongaları ve diğer Paleolitik dönem araçlarının bulunması, insana muazzam çabanın göstergesi olarak iyi hisler veriyor!

Sevgilerle,
Esra DOĞRUL
https://esradogrul.com/
Kaynakça: Graham Hancock-Tanrıların Büyücüleri

Stay up to date

Subscribe for email updates

Niğde Caddesi
50700 Nevşehir TR
Get directions

Rate and write a review

Your email address will not be published. Required fields are marked *