Güzelliğe ve aşka adanan şehir, Afrodisias

A city, dedicated to beauty and adoration, aphrodisias

Güzellik ve tutkunun tanrıçası, Afrodit, baştan çıkartan güzelliğin antik çağlardan beri heykellere, kabartmalara, mozaiklere yansıyan formu 7000 yıl öncesinde Anadolu’da başlayan ilk medeniyetlerin Kybele’sinden ilham alan kökleri var. Doğanın üretkenliğini, her doğum ile gelen başlangıçların, yaşama sevincini ilk çağ insanları hayranlıkla sanata dönüştürmüşler ve toprak ana’yı kutsallaştırmışlar. Afrodit ile güzellik heykeltraşların, üretkenliğine ve ustalığına yansımış.

1958 yılında Ara Güler’in tesadüf eseri Aydın’dan geçerken rastladığı kalıntıları, duyurmasıyla, Afrodite adanan Afrodisyas kendini yeniden diriltecek fırsatı bulmuş. Geniş bir alana oraya buraya saçılmış kalıntılar, o zamanlar Geyve ‘de yaşayanların üzerinde yaşadıkları bir konaklama olmuş farkında olmadıkları.

Aslında ilk olarak 1904 yıllarında Fransız bir arkeolog çalışmış bu alanda sonra 1937 de bir italyan arkeolog aynı şekilde gelmiş , ta ki 1958 de Türk Arkeoloj Kenan Erim tarafından Geyve”nin altındaki muhteşem tiyatro, odeon ve Sebastion antik geçmişi toprak üstünde yeniden yükselene kadar.

Afrodisyas, antik yerleşim olarak bügünkü Caria’nın kuzeydoğu tarafında babadağ eteklerinde bulunmakta, Denizli civarında bulunan Hierapolis, laodikya gibi, ustaca bezenmiş yontma eserlerin güzelleştirdiği bir şehir. Zamanın en iyi yontucu ustaları buradan çıkmış kentin adını kutsarcasına, tüm antik dünyaya yaptıklarını ihraç eder olmuşlar.

Kendi şehirlerini sosyal statülerini belli eder şekilde gösterişli sutunlarla süslediği caddeler, heykellerin oymaların süslediği odeon, tapınak ve kapılar yapmışlar. Tıpkı tetrapilon kapısı gibi Afrodisyas’taki. M.S 2. yüzyılda yapılan, yivli sutunları olan, Arkeolog Kenan T.Erim tarafından parçalarının yüzde sekseni bulunarak tamamlanan, harika bir mimari eser.  Ancak hala ne amaçla yapıldığı bilinmiyor. Tetrapylon, dört sütünlu kapı anlamına geliyor.

Afrodisyas’ı gezerken, antik bir şehirde tanık olacağınız herşey dışında olan bir eser var, bir anda eski roma gladyöterlerinin savaştığı bir  sahnede bulmuştum kendimi. Bir uçtan bir uca 262 mt olan alandan yükselen aslanların kükremeleri ve gladyöterlerin kılıç ve nal sesleri stadyumdaki 30 bin izleyicinin uğultuları ile karışıyordu. Bugunkü olimpiyat oyunlarının temeli olan atletizm ve festivaller yapılıyordu.

Modernliğin pek uğramadığı, tarihin sanat gösterisini yaptığı toprak altından gün ışığına çıkan bu yerden ayrılırken, zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Biraz durun, mola verip, ziyaret edin burayı geç olmadan.

Stay up to date

Subscribe for email updates

09385 Aydın TR
Get directions

Rate and write a review

Your email address will not be published. Required fields are marked *