Seyahat Günlüğü
İspanya’nın Katalonya bölgesinin başkenti Barcelona ünlü mimar Antoni Gaudi’nin şehri diyebiliriz. Hocasının bir dahiyi mi yoksa bir budalayı mı mezun ettiğimden emin değilim dediği Gaudi şehrin en ünlü binalarının mimarıdır.
Gaudi’nin tasarımlarına bakınca zamanının ötesinde bir yaratıcılık ve müthiş deha kendini hemen fark ettiriyor. Deniz dalgalarını andıran desenler kıvrımlarla döne döne yükseliyor. Ağaç köklerini, dalları ya da kemikleri andıran sütunların hatlarını vurgulayan zarif ayrıntılar göz ziyafeti sağlıyor. Renkler cıvıltılı mozaiklerle şahlanıyor. Özellikle La Sagrada Familia’ya baktığımda bende bilimkurgu filmlerindeki yapıları andıran bir his uyandırdı. Metro durağında inince Barcelona’nın en ünlü tarihi mekanına akın akın gelen turistlerin arasına karıştık ve kalabalığın arasında kafamızı kaldırdığımızda boyutuyla muazzam yapının üzerimizde yükselişine şahit olduk. Tüm heybetiyle şehre hakim olan Gaudi’nin bu şaheseri “Bitmeyen Kilise” olarak da adlandırılıyor. Gaudi, Tanrı’yı kastederek müşterimin acelesi yok dediği bazilikayı gerçekten de acele etmeden inşa ettirmiş ve tamamlayamadan da ölmüş. En acısı da şaheserine bakarken tramvay çarpması sonucu ölmesi.
Bizim Barcelona’ya olan ziyaretimizde bizi çok hoş bir sürpriz bekliyordu. Tatilimiz farkında olmadan bir festival zamanına denk gelmişti. La Merce festivali her yıl 21-24 Eylül tarihleri arasında Barcelona sokaklarını oldukça hareketlendiriyor. Festivalin tarihçesi ise şöyle; 1687 yılında şehir çekirge istilası yaşadığında Virgin of Grace (La Mare de Deu de la Merce)’den yardım istemişler. Şehir kurtarıldığında da azize şehrin koruyucu azizesi ilan edilmiş. Festival boyunca şehrin sokaklarında eğlenceler ve geçit törenleri yapılıyor. Tahtadan dev insan ve hayvan figürleri dans ettirilerek gezdiriliyor. Meydanlarda Castellers denilen insan kuleleri yapılıyor.
O kadar çok gezilecek yere ve o kadar çok aktiviteye ek olarak şehir bir de uzun bir kumsala sahip. Şehirde dolaşmanın yorgunluğunu sahilde atmak Barcelona’yı en güzel seyahat noktalarından biri haline getiriyor.
Kategoriler
Yerel Rehber
Sangrada Familia:1883 yılında inşasına başlanmış. 2026-2028 yılları arasında bitmesi planlanıyor. En başta başka bir mimar ile başlanmış bu büyük proje Gaudi’nin projenin başına geçmesiyle dönüşüm geçirmiş ve dahi mimar da sürekli planlarını değiştirmiş. Gaudi’nin ölümü üzerine de bitiş tarihi uzamış ve araya giren iç savaş ile inşaat duraksadığı hatta zarar gördüğü için hala yapımı bitmemiştir. İnşaat yalnızca bağışlarla ilerlemektedir. Üç cepheden iki cephesi ziyarete açıktır. Giriş için önceden mutlaka bilet almak gerekiyor. Çok ünlü bir yer olduğu için her zaman kalabalık. Uzun kuyruğu geçmek için önceden hızlı giriş bileti almakta fayda var. Bilet almak için link. here.
Park Güell: Büyük bir araziye, parka ve rengarenk binalara sahip bu alana yarım gününüzü ayırmakta fayda var. Yine hızlı giriş bileti almanızı tavsiye ederim. Aslında konut olması için tasarlanan binaların yapımı yarım kaldığı için parka dönüştürülmüş. Bir masal diyarını andıran binaların renklerine, biçimlerine ve tarzlarına hayran kalacaksınız. Giriş bileti için link. here.
La Rambla street: Her şeyi bulabileceğiniz bu ana cadde cıvıl cıvıl hareketliliği ile şehrin merkezi. En güzel hediyelik eşyaları aldığımız, en güzel tatları keşfettiğimiz bu caddede ilerleyince kendimizi limanda bulduk.“Mercat de la Boqueria” da bu cadde üzerinde yer almakta. Kocaman midyeleri, çeşit çeşit deniz ürünlerini, harika yiyecekleri bulduğumuz bu pazarda oldukça eğlendik. Bazı yiyecekleri denedik, bazı deniz ürünlerini yiyenlere de hayretle bakakaldık.
Gothic Quarter: Bizi ortaçağa sürükleyen bu semtte her adımda ya bir pencereye ya da bir kapıya hayran kaldık. Şehrin Romalılar döneminden kalma kalıntılarının da yer aldığı bu mahalle dar sokaklarıyla tam bir labirent.
Kristof Kolomb Statue: La Rambla Caddesi’nden limana doğru ilerlendiğinde karşımıza çıkan bu ünlü heykel inşa edildiğinde aslında Amerika’yı göstermesi istenmiştir. Ama heykel yanlış tarafı işaret etmektedir. Heykelin içinden asansörle yukarı çıkma olanağı mevcut.
Casa Mila: Gaudi’nin eseri olan bina dalgalı yapısı ve doğal görünümü ile görmeye değer bir şaheser. Taş ocağı anlamına gelen La Pedrera adıyla da biliniyor.
Casa Batllo: Anlamı kemikli ev olan bina yine bir Gaudi eseri. Pencerelerdeki ince sütunları kemiğe benzeyen bina mavi ağırlıklı renkli camları ile göz alıcı. Monet’in “Nilüferler”isimli resminden esinlenen Gaudi var olan binayı tadilat yaparak ve süsleyerek bu göz alıcı haline dönüştürmüş.
La Barceloneta: Böylesine güzel ve hareketli bir şehirde üstelik denize de girilebiliyor olunması harika değil mi? Uzun kumsal boyunca yürüyüş yolu var ve küçük yerel yiyecek tezgahları da bulunmakta. Atıştırmalık bir şeyler alın ve kumsala uzanıp ayaklarınızı dinlendirin.
Nou Camp Stadium: İki kez Şampiyonalar Ligi final maçına sahiplik yapmış olan Nou Camp Stadyumu futbol severlerin odak noktası. Turistlerin de ziyaret edebildiği stadyumda ayrıca kazanılan kupaların sergilendiği bir müze bulunmaktadır.
Picasso Müzesi: Picasso’nun açılışına bizzat katıldığı müze tarihi binasıyla ve içindeki Picasso’nun ünlü resimleriyle görülmeye değer bir gezi noktası. Daha fazla bilgi için link. here. Gitmeden önce internet sitesinden müzenin tarihi gelişimine dair bilgileri de alabilirsiniz. Hem de zaman zaman müze içinde çeşitli sergiler yapılmaktadır. Gezinizi bu zamana denk getirebilirsiniz. Çalışma saatleri ve biletler için ise link. Here is the link for opening hours and tickets.
Yorum ekle